Çocuklarınızın kendilerini keşfetmelerine...
çocuklarınızın kendilerini keşfetmelerine izin verin... Bebeklikten başlar çocuklarımıza sınırlar koymamız. Dokun-ma, yapma, alma, basma... sürekli engelleriz onları. Nasıl öğreneceklerini, nasıl keşfedeceklerini düşünmeden. Merak etmek, çocukluk gereğidir halbuki. Bebekken evde, çocuk-ken okulda hep farklı ağızlardan çıkmaya devam eder bu ses "dokunma!"... Ve çocuk böylece elini sürmez hiçbir şeye. Yani dokunmaz, merak etmez, keşfetmez. Yasaktır çünkü... Böylece gelişmekte olan o minik beyinler sadece onlara sunulanları öğrenen ve sorduğunuzda da sadece onlara cevap verebilen bilgisayarlar gibi olurlar. İçinde hiçbir yorum, yaratıcılık, estetik, dahası çocuksuluk yoktur. Nasıl olsun ki isteyerek olmasa da onları beyinlerinin %25'ini kullanmaya mahkum ediyoruz.
Gerçek şu ki, hepimiz doğduğumuzda fark edilmeyi bekleyen birer beyne sahibiz. çocuğumuzla birlikte tv izlerken nasıl oluyor da o bütün reklamları ezbere biliyor, bizse ondan öğreniyoruz. O, bizden daha hızlı ve daha çok öğreniyor. çünkü beyni henüz daha tam deforme olmamış ve yine henüz beyninin her iki lobunu da kullanabiliyor. Hepimiz beynimizin iki lobdan oluştuğunu biliyoruz ya da okul çağındaki derslerimizden şöyle böyle hatırlıyoruz. Ve yine biliyoruz ki sağ lob resim, müzik, renk, ritim, hayal gücü gibi sosyal sayılabilecek konularda; sol lob ise matematik, muhakeme, analiz, okuma, yazma gibi konularda bizi destekler. Eğer bunları bilir ve çocuklarımızı da ona göre eğitmeye çalışırsak ne istediğini bilen, keşfeden, araştıran, sorgulayan, yaratıcılığını sonuna kadar kullanan, düşünen, üreten bireyler yetiştirebiliriz. Bu yüzden çocuklarımızla ve hatta çevremizle iletişim kurarken seçtiğimiz ve kullandığımız cümleler, davranışlar çok büyük önem taşımaktadır.
“Tüm mucidler önce aynı şeyi keşfettiler: Kendilerini...”
Sevgiyle kalın...
|